Savaş ÖZBEY
Kilyos’taki evinde, başucundaki ilaçlara uzanmaya çalışır halde bulunan Kızılsakal lakaplı Eren Kaşıkçı’nın ölümü, başta MasterChef ailesi olmak üzere gastronomi dünyasını yasa boğdu.
37 yaşındaki sevilen şefle dört yıl önce Zekeriyaköy’deki restoranını ilk açtığında tanışmış, mutfak kültürü üzerine uzunca sohbet etmiştik.
Kendisinin az bilinen bir yönünü anlatmak isterim.
Yerel mutfaklara, özellikle de yetiştiği Tokat yöresinin lezzetlerine düşkünlüğüyle tanınıyordu Eren.
Kızılsakal-1 adını verdiği restoranın menüsüne, taş fırında 12 saatte pişen dana dil gibi lezzetlerin yanı sıra yine Tokat yöresinden “işkefe” gibi tabaklar koymuştu.
Ezcümle, bütün menü Anadolu’nun çeşitli yerlerinden derlenmiş yemeklerden oluşuyordu.
Tek bir kalem hariç:
İtalyan peyniriyle yapılan burrata salatası... Tabii ki bunun nedenini sorduğumda şöyle anlatmıştı:
Meğer yanında çalışan bütün yardımcı şeflere menüye birer imza tabağı koyma hakkı tanımış. İçlerinden biri Anadolu lezzeti olmamasına rağmen çok güvendiği bu salatayı koymak için ısrar etmiş.
Bütün menünün genel kaidesini bozmasına rağmen yardımcı şefin bu isteğini kabul etmiş Eren.
Halbuki biliyorsunuz, şeflerin “astığım astık, kestiğim kestik” takıldığı yerlerdir mutfaklar.
Onun ricasına, bunun mızmızlığına göre hareket ederseniz, her şey birbirine girer.
Demokrat karakter işte böyle bir şey.
Daha ilk açtığı restoranın menüsünü bile birlikte yürüdüğü insanların fikirlerini, zevklerini işe dahil ederek oluşturmak.
Belki de onun için bu kadar sevilip, gözünün içine bakılıyordu ekibi tarafından.
Güle güle Demokrat şef.
Aynı geminin yolcusuyuz
Havaların serin ve yağışlı seyretmesi sayesinde, Avrupa orman yangınlarıyla boğuşurken biz sakin bir yaz geçiriyorduk ne güzel.
Ama kavurucu sıcaklar şiddetli rüzgârlarla birleşince yurdun Güney bölgelerinden ardı ardına yangın haberleri almaya başladık.
Dikkatsizlik küresel ısınmayla birleşince sonuçları çok ağır tablolar çıkmaya başlıyor önümüze. Küresel kavrulmanın tek etkisi ormanlara değil elbette.
İnsan sağlığı üzerinde de ciddi sonuçları var. Rakamlar ürkütücü:
Avrupa’daki aşırı sıcak hava dalgası haziran ayından bu yana 10 binden fazla ölüme yol açtı.
Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, benzer risklerin Türkiye için de hızla büyüdüğünü belirtiyor:
“Avrupa’da yaşananlar geleceğin senaryosu değil, bugünün gerçeği. Türkiye de aynı iklim sisteminin içinde. Aşırı sıcaklar artık yalnızca meteorolojik bir olay değil; halk sağlığını, ekonomiyi ve kent yaşamını doğrudan etkileyen ölümcül bir risk. Bugün alınmayan her önlem, yarın çok daha ağır sağlık ve ekonomi faturası olarak karşımıza çıkacak.”
Ezgi’nin işletme günlüğü
Ezgi Mola, Sarp Apak’ın eşi Bengi Apak ile ortaklaşa, Alaçatı’da “Kadehler Arasında” isimli bir mekân açtı.
Birçok mecra “Ezgi Mola’nın yeni işi” diye veriyor haberi ama Ezgi hiç de yabancısı değil işletme hayatının.
Daha önce de boşandığı işletmeci eşi Mustafa Aksakallı’yla birlikte Boop adında çok popüler bir gece kulübü işletiyorlardı Çeşme’de.
Boop’un ardından Hoop gelmişti, İstanbul Kuruçeşme’ye de şube açmışlardı, hatta Aksakallı Boop’un kapısında vurulmuştu.
Belli ki işletmecilik ruhu eski eşinden fena bulaşmış Ezgi Mola’ya. Peki tersi olur mu, yani Mustafa’yı da yakında dizilerde, filmlerde görür müyüz?
Türkiye’de hiçbir şeye “Yok artık!” dememek lazım.
Hadise sözünün eri, Lvbel C5 kulağının üstüne yatıyor
Rapçi Lvbel C5, doğacak çocuğuna kendi adını (Burak) vermesi karşılığında magazin muhabiri Samet Aday’a ağırlığınca altın sözü vermişti.
Samet söz verdiği gibi çocuğun adını Burak koydu.
Doğum belgesiyle paylaşıp ünlü rap’çiyi de etiketledi.
“Hav Hav Hav”, “Gaz Pedal”, “Baba” gibi şarkılarından kazandığı parayla hava atan, 50 milyonluk Lamborghini’lerle poz veren Lvbel C’ten tık yok.
Resmen kulağının üzerine yatıyor. Benzer bir şekilde Hadise de konseri sırasında kucağına verilen bebeğin ailesine beşi bir yerde sözü vermişti, Hadise sözünü tuttu.
Geçtik “ağırlığınca altın”ı falan...
Lvbel, bari sen de bir beşi bir yerde yolla Burak’a!